DIK - Deutsche Islam Konferenz - Müslüman Birlikleri

Navigasyon ve hizmetler

Müslüman Birlikleri: yeni rakamlara rağmen tartışma son bulmuyor

Çoğunluk, yarısı veya ¼’ten azı mı? Müslüman birlikleri Almanya’da yaşayan kaç Müslüman adına konuşabilir? Yıllardan beri üyelere, cami ziyaretçilerine ve Müslümanlara birliklerin temsil yeteneği ve kabul edilmesine yönelik veya buna karşı duran sayılar hakkında bilgi verilmektedir. "Almanya’daki Müslüman Yaşam" araştırması bu konu ile ilgili yeni rakamlar sunarken tartışmanın sona ermesini sağlayamıyor.

Almanya’da yaşayan Müslümanların çoğunluğunu daha iyi temsil edebilmek adına Alman İslam Konferansına katılan dört Müslüman birliği; Almanya’daki Müslümanlar Merkez Komitesi (ZMD), Federal Almanya Cumhuriyeti İslam Kurulu (IRD), Türk İslam Birliği (DITIB) ve İslami Kültür Merkezleri Birliği (KRM) Nisan 2007’de bir çatı altında toplanmışlardır.

Bir Din Birliği Statüsü Hedefleniyor

KRM 4 büyük birliği ve kendi ifadesiyle Almanya’daki cami cemaatlerinin %85’ini temsil ettiği gerekçesiyle KRM kendisini, örneğin Anayasanın 7. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak bir yönelimli İslam dini dersinin okullarda olağan bir ders olarak okutulmasına ilişkin olarak devletin muhatabı olarak  görmektedir. Anayasaya uygun anlamda bir İslami din dersinin ön koşulu bir veya daha fazla İslami din birliğinin var olmasıdır. Eyaletler tarafından böyle bir birlik olarak kabul edilebilmek için Alman İslam Konferansının 13 Mart 2008’de gerçekleştirilen ara özetinde ifade edilen pek çok koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu koşullar arasında belli sayıda özel kişinin ve örgütsel yapının bu birliğin uzun süreli varlığını temin etmesi, bu birliğin temel görevinin ortak amaç doğrultusunda görev yapması ve dini birliğin bu yapının temel prensiplerini kabul etmesi bulunmaktadır. Böylece birliklerin hangi sayıda Müslüman’ı ne şekilde temsil edebileceği ile ilgili soru bundan böyle devler ile Almanya’daki Müslümanlar arasındaki ilişki ile oldukça bağlantılı bir hal alacak.

Yeni Rakamlar 

"Almanya’daki Müslüman Yaşam" çalışması ile temsil yeteneği ile ilgili belirsiz ortama daha fazla açıklık getiren anlamlı veriler sunulmaktadır.  Fakat burada Müslüman örgütlerin temsil yeteneği ile ilgili talepler hakkında fikir yürütülmesi için hareket edilecek noktalar üyelik ve cami ziyaretleri değildir.  Kendilerine sorular yöneltilen Müslümanlara daha çok yukarıda bahsi geçen ve Alman İslam Konferansında temsil edilen birlikleri tanıyıp tanımadıkları ve bu birliklerin kendilerini ne ölçüde temsil ettiğini düşündükleri sorulmuştur.*
Bunun sonucunda kendilerine sorular yöneltilen Müslümanların yaklaşık olarak 2/3’ü Alman İslam Konferansında temsil edilen birliklerden en az bir tanesini tanıdıklarını ifade etmişlerdir. Ancak Müslümanların %25’inden azı kendilerini bu birlikler tarafından kısıtlamasız bir biçimde temsil edilmiş hissetmektedir.

Tartışma Sona Ermedi

Türk birliklerinin, özellikle de DITIB'in oldukça yüksek tanınma oranı yaklaşık 4 milyon Müslüman’ın, 2,56 milyonunun Türk kökenli olduğu dikkate alındığında şaşırtıcı bir durum oluşturmamaktadır.  Fakat DITIB, VIKZ ve AABF dikkate alındığında temsil yeteneğinin etnik ve/veya dini homojenlik ile birlikte arttığı görülmektedir.  Daha çeşitli bir etnik yapıya sahip olan Merkez Komitesi veya KRM gibi birlikler ise ortak bir kökene sahip olma avantajından yararlanamadıklarından daha düşük bir temsil yeteneğine sahip olmaktadırlar. Bunun bir diğer nedeni de bir cami cemaatinin bu çatı kuruluşlarından bir tanesine bağlı olduğunun isminden dolayı kolayca anlaşılabiliyor olması da olabilir.

Şuan önümüzde bulunan araştırma temsil yeteneği sorununu açıkça göstermektedir: Araştırmaya göre Müslümanların %76’sı İslami bir din dersinin verilmesini istiyor ancak Müslümanların sadece %25’i böyle bir ders ile ilgili olarak devletle işbirliği yapmak isteyen büyük İslami birliklerden bir tanesi tarafından tam olarak temsil edilebildiğini düşünüyor. Böylece araştırma temsil yeteneği sorusunu biraz aydınlatıyor olsa da sorunu tam olarak çözemiyor. 

Bu nedenle Müslüman örgütlerin bundan böyle örneğin gönüllü cami yöneticilerine görev vererek üyelik ve aidiyet ile ilgili işlemlerine şeffaflık kazandırması daha da büyük önem kazanmıştır. Fakat temsil yeteneği ile ilgili sorunda önemli olan sadece üyelikler gibi formel hususlar değildir. Bu araştırma aynı zamanda Müslüman örgütlerin bugüne dek Müslüman halkın çoğunluğunun desteğini kazanamadığını ve diğer taraftan çok yönlü Müslüman çıkarlarını Müslümanlar arasındaki tartışmaları bünyesine alarak kamuoyuna karşı temsil edemediğini göstermektedir.

Müslüman Koordinasyon Konseyi (KRM) 

Henüz 2007 yılında kurulmuş olan KRM bu zamana dek fazla tanınmamıştır. Bu genç kuruluşu tanıyan %10 oranındaki Müslümanların %40’ı bu kuruluş tarafından kısmen de olsa, %23’ü ise tamamen temsil edildiğini hissetmektedir.  Fakat araştırma kapsamında değerlendirilen tüm Müslümanlar dikkate alındığında KRM tarafından temsil edildiğini düşünenlerin oranı ancak %3 olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle KRM bu aşamada temsil yeteneğini kendi tanınmışlığından değil, ancak kendisine üye olan birliklerden alabilmektedir. 

Türk İslam Birliği (DITIB) 

Üye dernekler ile ilgili sonuçları biraz daha yakından inceleyecek olursak tüm Müslümanların %44’ünün, Türk kökenli Sünni Müslümanların ise %65’inin tanıdığı DITIB en iyi tanınan birlik olduğunu görürüz.  Bu durum 880’den fazla üye cami derneklerine ve Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’na olan yakınlığı dikkate alındığında hiç de şaşırtıcı değildir. Başka bölgelerden göç etmiş olan Müslümanlar arasında DITIB çok daha düşük bir tanınma oranına sahiptir. Ancak araştırma kapsamında yer alan ve DITIB'ı tanıyan Müslümanların %67’si bu birliğin kendilerini tamamen veya kısmen temsil ettiğini hissettiklerini ifade etmişlerdir. Araştırma kapsamında bulunan Türk kökenli Sünnilerin ise %47’si kısmen veya tamamen temsil edildiklerini düşünmektedir. Fakat sadece Türk kökenli Sünniler değil de araştırma kapsamındaki tüm Müslümanlar dikkate alındığında bunların %27’sinin kendilerini kısmen veya tamamen DITIB tarafından temsil edilebilir olarak görmektedirler.

İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ)

VIKZ, DITIB'dan farklı olarak genel anlamda pek bilinen bir kuruluş olmasa da araştırma kapsamında yer alan Müslümanların %25’i ve Türk kökenli Müslümanların %30’u tarafından tanınmaktadır. Kuzey Afrika’dan (%19) ve diğer Afrika ülkelerinden (%20) gelen Müslümanlar da bu kuruluşu tanımaktadır. VIKZ’ı tanıyan Müslümanların yaklaşık olarak %63’ü kendilerini bu kuruluş tarafından kısmen veya tamamen temsil edilmiş olarak hissetmektedir. Araştırma kapsamında yer alan tüm Müslümanların ise %14’ü VIKZ tarafından kısmen veya tamamen temsil edilebileceğini düşünmektedir.

Almanya’daki Müslümanlar Merkez Komitesi

ZMD’yi araştırma kapsamındaki Müslümanların %27’si tanımaktadır. Bu kuruluşu tanıyanların %50’si kendisinin kısmen veya tamamen temsil edilebildiğini düşünmektedir. Bu kuruluşun bir çok farklı etnik kimliği bünyesinde toplaması ve 2001’den sonraki yıllarda medyada etkin bir biçimde yer alarak kamuoyunda bir muhatap haline gelmeyi başardığı içim farklı bölgelerden gelen Müslümanlar tarafından daha eşit bir biçimde tanınabilmiştir. Araştırma kapsamında yer alan Müslümanların yaklaşık olarak %12’si bu kuruluş tarafından kısmen veya tamamen temsil edilebileceğini düşünmektedir.

Federal Almanya Cumhuriyeti İslam Komitesi (IRD)

Araştırma kapsamında yer alan Müslümanların %16’sı IRD’yi tanımaktadır. Bu da %16 düzeyinde olan Türk kökenli Müslümanlar arasındaki tanınmışlığı ve Güneydoğu Asya, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu kökenli Müslümanlar arasındaki tanınmışlığı ile kıyaslanabilir bir durumdur.  Bunun yanı sıra IRD’nin 30 üye derneğinden büyük bir çoğunluğu DITIB'dan sonra gelen en büyük Türk kökenli İslam birliği olan Milli Görüş’e bağlı derneklerdir.. Milli Görüş Alman İslam Konferansında temsil edilmediği için araştırma kapsamına da alınmamıştır. İslam komitesini tanıyanların %63 kendini bu kurum tarafından temsil ediliyor olarak görürken ancak %19’luk bir bölümü tamamen temsil edildiğini düşünmektedir. Bu kuruluşu tanıyan ve Güneydoğu Avrupa, Türkiye ve diğer Afrika ülkelerinden göçen Müslümanlar bu kuruluş tarafından kısmen veya tamamen temsil edildiklerini hissetmektedirler. Araştırma kapsamında yer alan Müslümanların yaklaşık olarak %9’u bu kuruluş tarafından kısmen veya tamamen temsil edilmiş olduğunu düşünmektedir.

Almanya Alevi Birliği (AABF)

%27’lik bir oranla Alevi birliği araştırma kapsamındaki Müslümanlar tarafından tanınmaktadır. Bu kuruluşu tanıyanların %39’u kendilerini bu kuruluş tarafından kısmen veya tamamen temsil edilmiş hissetmektedirler. Türk kökenli Müslümanlar arasında AABF %36’lık bir oranla tanınmaktadır. AABF’nin temsil etmek istediği gruplardan sadece bir tanesi olan Türk kökenli aleviler dikkate alındığında bu kişilerin %71’inin AABF’yi tanıdığı ve onlar tarafından kısmen veya tamamen temsil edildiğini düşündüğü görülmektedir. Araştırma kapsamında yer alan tüm Alevilerin %19’u kısmen veya tamamen temsil edilebileceğini hissederken, aleviler de dahil edilmek üzere tüm Müslümanlar dikkate alındığında bu oran %9’a düşmektedir.

Mark Chalîl Bodenstein ve DIK redaksiyonu, 02.10.09

Özet: „Almanya‘daki Müslüman Yaşam Şekli“

* Tanınmışlık derecesi ve temsil yeteneği ile ilgili olarak mükerrer hesaplamaların yapılmış olması mümkündür

Ek bilgiler

Yollar

Almanya’daki Müslümanların Sayısı Yaklaşık 4 Milyon

Almanya’da göçmen bir geçmişe sahip olan 3,8 milyon ile 4,3 milyon arasında Müslüman yaşamaktadır.* Bu durumu "Almanya’daki Müslüman Yaşam" çalışması ortaya çıkarmıştır.

Devamını oku: Almanya’daki Müslümanların Sayısı Yaklaşık 4 Milyon …

Mezar taşı Berlin-Neukölln

Almanya’daki Müslümanların Tarihi

Günümüzde Almanya'da yaşamakta olan Müslümanların varlığı öncelikle 1960'lı ve 1970'li yıllardaki iş gücü göçünün bir sonucu olsa da bu varlığın başlangıcı çok daha eski zamanlara dayanmaktadır. 

Devamını oku: Almanya’daki Müslümanların Tarihi …

Drei Jugendliche lernen gemeinsam.

Müslüman Göçmenlerin Eğitimi

Çoğu zaman göçmenler birçok bireysel sebebin bir araya gelmesinden oluşan bir kombinasyon sonucunda Almanya’ya göç etme kararı almaktadır. Araştırmanın sonuçları Müslümanların ve diğer dinlere mensup göçmenlerin büyük ölçüde aynı nedenler dolayısıyla Almanya’da göç ettiklerini ortaya koymuştur. 

Devamını oku: Müslüman Göçmenlerin Eğitimi …

Dr. Necla Kelek

Dr. Necla Kelek ile Başörtüsü Üzerine Bir Söyleşi

Müslüman başörtüsü kavramı uzun yıllardan beri Almanya’da var olan bir olgudur. Pek çok Müslüman kadın başörtüsü seçiminde tamamen özgür iradeleri ile karar aldıklarını vurgulamaktadır.

Devamını oku: Dr. Necla Kelek ile Başörtüsü Üzerine Bir Söyleşi …