DIK - Deutsche Islam Konferenz - İslam ve Hukuk

Navigasyon ve hizmetler

Din Uygulamasının Sınırları – Almanya’da Şeriat?

Son zamanlarda dini hukukun Avrupa’daki uygulanabilirliği sıkça tartışılmıştır. 

Bu tartışmanın merkezinde ise şu sorular yer almıştır:  Anayasa ile teminat altına alınmış olan din özgürlüğünün yabancı hukuki normlara karşı duruşu nasıldır? Almanya’daki Müslümanlar şeriat hükümlerini uygulayabilirler mi?

Yasal bir çok kültürlülük yok

Bilimsel açıdan Alman hukuku ile ilgili şu tespitlerde bulunulabilir: Her bir yasal düzen gibi Alman yasal düzeni de yabancı kuralların bu topraklar üzerinde uygulanıp uygulanamayacağına ve hangi kapsamda uygulanabileceğine karar verir. Üzerinde karar verilmiş olan bu düzlemde yasal bir çok kültürlülük söz konusu değildir. Diğer taraftan Alman hukuku özel durumlarda ihtiyaç olması halinde yabancı normların uygulanmasına imkan tanır.

"Şeriat" Kavramının Tanımlanması

"Şeriat" ne demektir? Bu kavram oldukça farklı biçimlerde kullanılmaktadır ve bu nedenle de yanlış anlaşılma tehlikesi çok yüksektir. Geniş bir kapsamda bakılacak olursa şeriat İslam’ın tüm dini ve hukuki kuralları ile bunların oluşması ve uygulanması ile ilgili tüm araçları kapsar. Örneğin törensel dualar, oruç veya hac yolculuğu ile ilgili kurallar gibi, sözleşme hukuku, aile ve miras hukuku ya da ceza hukuku ile ilgili kurallar da bu kapsamda yer almaktadır.
Bazıları şeriatı daha dar bir kapsamda algılıyor ve bu kavramı aile ve miras hukuku ile ceza hukuku alanlarına indirgiyor. Burada geleneksel, kısmen de modern yorumlama sonucunda hukuki ve kültürel çatışmalar meydana gelmektedir: Hudud ceza kanununun zalim fiziksel cezaları (günümüzde hala bazı İslam devletleri tarafında kullanılmaktadır) din ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın kuralların herkese eşit uygulanması gereği üzerinde duran medeni kanuna ve temel haklar ile insan haklarına aykırıdır. Bu tür kuralların uygulanmasına Almanya’da geçerli hukuki düzeni bundan sapan tüm kural ve uygulamalara karşı savunan kamu düzeni karşı çıkmaktadır.

Şeriat Kurallarının Uygulama Alanları

Şeriat kuralları Alman hukukunun bunu bizzat öngördüğü kimi alanlarda uygulanabilir:  Hukuk düzeni açısından bakıldığında önemli olan hukukun kendisinin uygulanmasıdır. Temelde dini kurallar (dua etmek, oruç tutmak, vs.) hukuki kurallardan (sözleşme hukuku, aile hukuku, ceza hukuki, vs.) ayrı tutulmalıdır.

Dini Kurallar

Dini kurallar anayasa tarafından - sınırlandırılmakla birlikte - teminat altına alınan din özgürlüğünden yararlanmaktadır. Bu nedenle Müslümanlar Almanya’da yaşayan ve diğer dinlere ve dünya görüşlerine sahip insanlar gibi kendilerine ait bir altyapı (camiler, vs.) oluşturma özgürlüğüne sahiptirler. Din özgürlüğü bunun yanı sıra belli bir kapsamda özel hukuk tarafından düzenlenen ilişkileri, örneğin çalışma hakları alanında olduğu bilgi bazı yansımalara sahiptir. Burada Müslümanların da dini gereksinimleri kurumun çıkarları ve kişisel gereklilikler gözetilmek suretiyle gözetilmek durumundadır (örneğin dua vakitleri).

Hukuki Kurallar

Hukuki kurallar Almanya’da sadece kanunun tarafından dar bir biçimde sınırlandırılmış durumlarda uygulanabilmektedir.  Kamu hukuku ve ceza hukuku burada en geniş anlamda kapsam dışında bırakılmaktadır. Bu nedenle bu kuralların kullanım alanları uluslararası özel hukuk, Alman mülkiyet hukuku ve sosyal güvenlik hukuku alanları ile sınırlıdır.

Uluslararası Özel Hukuk (IPR)

Bazı belirli ve sınırları aşan hayat memat meselelerinde kanun yurt dışında geçerli bir biçimde meydana gelmiş olan özel hukuk olaylarının ilgililerin Almanya’ya gelmesi halinde de geçerliliğini sürdüreceğini öngörmektedir. (Medeni Kanuna Giriş Kanununun 3.maddesi) Aynı şey ilgili kişilerin birer yabancı olarak Almanya’da yaşamaları ve uluslararası özel hukukun bu kişilerin özel hukuk olaylarının vatandaşı bulundukları ülkenin hukukuna göre karara bağlanacağını öngördüğü durumlarda da geçerlidir. Bu durum temelde Müslüman yabancılar için de geçerlidir. Ancak burada da kamu düzeninin çekmiş olduğu bir sınır bulunmaktadır:  Yabancı kuralların uygulanması sonucunda meydana gelen sonuçların açık bir biçimde Almanya’nın temel hukuki düzenlemeleri ile çelişmesi ve olayın yurtiçi ile yeterli ilişkisi olması halinde bu kuralların uygulanması mümkün değildir. Bu durum örneğin, kuralların uygulanmasında cinsiyet ve din ayrımcılığı yapılması halinde söz konusu olacaktır.

Kocanın Boşama Hakkı

Bunun bir örneğini Alman hukuk düzenine aykırı olarak kabul edilen ve İslam hukukunda yer alan kocanın tek taraflı boşama (talak denir) hakkıdır. Bu uygulamanın yurt dışında oradaki anlayışa göre geçerli bir biçimde uygulanması durumunda önemli olan şey Alman hukuku açısından da boşanmayı gerektiren koşulların var olup olmaması, yani boşanmanın kadının da çıkarına sonuçlanıp sonuçlanmadığıdır. Bu durumda talak, böyle bir kurum aslında var olmadığı halde yurt içinde de kabul edilebilir.  Diğer taraftan bu durum kadının bu süreç esnasında çıkarlarını koruyamaması durumunda onaylanamaz.

Alman Maddi Hukuku

Ağırlıklı olarak özel kişiler arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen medeni kanunda (sınırlandırılmış olan) kişisel hukuki düzenleme özgürlüğü kimi alanları açılmaktadır, örneğin sözleşme hukukunda. Alman hukuk düzeni örneğin İslami kurallara göre kadına belli bir varlık verilmesini öngören evlilik sözleşmelerini veya faiz ödemelerinin önüne geçen sözleşmelerin yapılmasını benimser. Bu şekilde Sachsen-Anhalt eyaleti de sermaye temini ile ilgili İslami bir kuralın uygulanmasının önünü açmıştır.  Fakat, örneğin İngiltere’den farklı bir biçimde Almanya’da iyi niyetli nedenlerden dolayı aile hukukunu ilgilendiren anlaşmazlıkların devlete ait mahkemeleri sürecin dışında tutarak ilgililerin kabul ettikleri dini boşanma kurumları tarafından çözümlenmesi yasaktır.

Sosyal Güvenlik Hukuku

Yukarıda bahsedilen alanların dışında yabancı hukuk kurallarının uygulanması sadece kimi istisnai durumlarda görülmektedir. Bunun bir örneği geride kalan birden çok dul arasında hakların paylaştırılmasını düzenleyen ve böylece geleneksel ve İslam hukukunda tanınan çoğul evliliği de kapsayan Sosyal Güvenlik Kanununun 34.maddesinin 2. paragrafıdır. 

Çoğul Evliliklerin Ele Alınma Şekli

Almanya’da ancak tekil evlilikler yasal anlamda geçerli olarak kabul edilmektedir. Çoğul bir evliliğin ülke içerisinde tanımlandığı şekilde gerçekleştirilmesi cezaya konu oluşturmaktadır (Mad. 172 Alman Ceza Kanunu). Bu şekilde Alman hukuk düzeninin çoğul evlilikleri (İslam’ın yaşandığı diğer dünya ülkelerinde de nadiren görülen ve örneğin Türkiye ve Tunus’da yasaklanmış olan) kesin olarak reddettiği açık bir şekilde ifade edilmektedir.
Fakat ilgili kişilerin geldikleri yerde yasalara uygun ve geçerli bir biçimde oluşturulmuş olan çoklu evlilikler ne şekilde ele alınacaktır? Alman hukuku burada iki vaka grubu arasında ayrım yapmaktadır: İlk vaka grubu ilgililerin bu durumdan sadece evli kişilerin yararlanabildiği imtiyazlar elde etmek istedikleri kişiler oluşturmaktadır. Böyle durumlarda çoğul evlilik geçerli olarak kabul edilmemektedir. Bu durum örneğin diğer eşin ülke içerisine daha kolay giriş yapabildiği veya diğer eşin hastalık sigortası kapsamına daha kolay alınabildiği durumlar için geçerlidir.
İkinci vaka grubunda görülen olaylar kadının erkeğin sahip olduğu haklar ile ilgili taleplerde bulunduğu vakaları kapsamaktadır: Alman hukuk düzeni bu tür olaylarda bu durumda olan kadınlara koruma sağlama yönünde karar almıştır ve kadını örneğin nafaka ve miras hakkı veya daha önce de bahsedildiği gibi sosyal güvenlik kanunu kapsamında ve erkeğin sağladığı destekler ile ilgili taleplerde desteklemektedir. Bu durumun çoğul evlilik kurumunun kabul edilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bu durumun alternatifi kadınların varlığına güvendikleri yasal hakları onların ellerinden almaktır.

Alman Hukuku ve Müslüman Tutumlar arasında temel bir karşıtlık bulunmamaktadır

Bu istisnalar genel anlamda yabancı kuralların uygulanması ile ilgilidir. Çatışma potansiyelinin oldukça büyük bir bölümü ülke içindeki vakaları ülke dışındaki vakalardan daha uygun ve daha tutarlı bir biçimde ayıran bir kanun değişikliği ile yumuşatılabilir: Uluslararası özel hukukun önemli bölümlerinde bulunulan yer yerine ilgilinin tabiiyeti öncelikli olarak dikkate alınması Alman hukukunun temel esasları ile kısmen çelişen çok sayıda yabancı kuralın uygulanmasını mecbur kılmakta ve bunların kamu düzeni aracılığıyla güçlükle uygulanmasına neden olmaktadır.  Bu noktada ülkeye göç veren tipik ülkelerin düzenlemeleri ile bir uyumlaştırma yapılması ve bu türden çatışmaların önüne geçen düzenlemeler arzu edilmektedir. 
Bununla birlikte Müslümanlara yönelik bir eğitim çalışması ile ilgili görevler de ortaya çıkmaktadır:  İslam vurgusunun oldukça güçlü olduğu dünyanın bir çok bölümünde ve özellikle de Batı’da Müslümanlar içerisinde bulundukları toplumun yasal düzenlemeleri kapsamında kendilerini temel insan haklarına karşı sorumlu gören ve toplum yapısına uyum sağlamalarını kolaylaştıran dinlerine uygun yeni yorumlar geliştirebilmektedirler.  Diğer taraftan toplumun büyük bir çoğunluğunun hala şeriatın „problem yaratmayan“ yönleri ve azınlıkları da kapsayan din özgürlüğünün esasları hakkında bilgilendirilmeye ihtiyacı var.  Bu şekilde Alman hukuku ile Müslüman tutumların hiçbir şekilde karşıtlık içerisinde bulunmalarının gerekmediği anlaşılabilecektir.

Prof. Dr. Mathias Rohe, M.A., Erlangen-Nürnberg üniversitesi, 17.03.2009

Ek bilgiler

Imam ve polis

Koordinasyon masası aracılığı ile işbirliğinin kolaylaştırılması

Camiler ve polis arasında verimli bir işbirliği için bilgi ve güven elzemdir. Bilgi ve güvenin oluşmasını desteklemek için AİK'nin tavsiyesi üzerine Federal Göçmenler ve Mülteciler Dairesi içinde bir "Önleyici işbirliği koordinasyon masası" kuruldu.

Devamını oku: Koordinasyon masası aracılığı ile işbirliğinin kolaylaştırılması …

bir makine ile bir adam

Almanya'daki Müslümanlarla ilgili araştırma projesi

"Almanya’daki Müslümanların hayatı" konulu araştırma Almanya'da yaşayan Müslümanların sayısına ilişkin ilk defa güvenilir rakamların yayınlanmasını sağladı. AİK tarafından yaptırılan bu araştırma önemli bir araştırma eksikliğini gidermiş oldu.

Devamını oku: Almanya'daki Müslümanlarla ilgili araştırma projesi …

Kur'an aracılığıyla leafing

Almanya’da İslamiyet ile İlgili Vaazları kim veriyor?

İmamlık mesleği resmi anlamda var olmadığından kayıt altına da alınmamaktadır.Eğer her hafta yaklaşık olarak 150-250 Müslüman’ın Cuma namazı için camiye gittiğini var sayarsak (bu rakam Cuma günlerinin bir resmi tatil gününe denk gelmesi halinde artabilir) iki bin imamın her hafta sadece bir günde yaklaşık 300-500 bin Müslüman’a ulaştığı söylenebilir.

Devamını oku: Almanya’da İslamiyet ile İlgili Vaazları kim veriyor? …

Marxloh’daki Merkez-Cami

Köln-Ehrenfeld ve Duisburg-Marxloh’daki Camiler

20 yılı aşkın bir süre boyunca Duisburg-Marxloh’daki bir kantin bir dua ve bir araya gelme mekanı olarak hizmet vermiştir Buranın 80 kilometre güneyinde bulunan Köln-Ehrenfeld’deki bir depo binası da 20 yılı aşkın bir süre boyunca Müslümanların ibadetlerini yerine getirmek için toplandıkları bir mekan olmuştur.

Devamını oku: Köln-Ehrenfeld ve Duisburg-Marxloh’daki Camiler …

Konferans katılımcıları masada

Alman İslam Konferansı ne?

Devlet makamları ve Müslüman toplumun temsilcileri arasındaki uzun soluklu diyaloğun hedefi, ortak yaşamın gelişmesine ve toplumsal birlikteliğin artmasına destek olmaktır.

Devamını oku: Alman İslam Konferansı ne? …

Boş sandalyeler

AİK Genel Kurulu'nun Yeni Katılımcıları

Yeni AİK genel kurulu 17 Mayıs’ta ilk kez yerlerini alacak. Kimlerin katılacağını burada görebilirsiniz.

Devamını oku: AİK Genel Kurulu'nun Yeni Katılımcıları …

Imam ve polis

Koordinasyon masası aracılığı ile işbirliğinin kolaylaştırılması

Camiler ve polis arasında verimli bir işbirliği için bilgi ve güven elzemdir. Bilgi ve güvenin oluşmasını desteklemek için AİK'nin tavsiyesi üzerine Federal Göçmenler ve Mülteciler Dairesi içinde bir "Önleyici işbirliği koordinasyon masası" kuruldu.

Devamını oku: Koordinasyon masası aracılığı ile işbirliğinin kolaylaştırılması …

© 2017 Telif hakkı Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi'ne aittir. Tüm hakları saklıdır.